Sene M.S. 365, Temmuz’un yirmi biri. Güneş, Doğu Akdeniz’in lacivert ufku üzerinden henüz yükselirken, aniden, yerin derinliklerinden gelen homurtulu bir gürleme, tektonik bir sarsıntı kulakları sağı ediyor.
Granit zemin şiddetli bir dalgayla sarsılıyor. Binaların çatı kiremitleri çığlık çığlığa caddelere dökülüyor, taş duvarlar birer kağıt helva gibi çatlayıp yarılıyor. Derken, sarsıntının o yıkıcı gürültüsü yerini ansızın ürpertici, sağır edici bir sessizliğe bırakıyor.
Deniz, sanki devasa bir yaratık derin bir nefes alıyormuşçasına hızla geriye çekilmeye başlıyor. Birkaç dakika önce derin suların sakladığı yosunlu kayalıklar, çamur içinde çırpınan balıklar ve batan eski ticaret gemilerinin omurgaları çırılçıplak güneşe seriliyor.
Limanda toplanan meraklı kalabalık, bu nadir doğa olayını izlemek için çamurlu deniz yatağına doğru dikkatsizce adımlarken, Akdeniz, devasa bir sıvı duvar halinde göğe yükselmiş, güneşin ışığını kesen koyu mavi bir gölge gibi kentin üzerine çökmektedir.
Kulakları dolduran şey artık bir rüzgar sesi değil; binlerce şimşeğin aynı anda çakmasını andıran, kayaları un ufak eden kükreme benzeri devasa bir uğultudur. Hava bir anda havaya saçılan tuzlu su zerreleriyle ağırlaşır ve ıslanır.
Dev tsunami dalgası İskenderiye’nin liman surlarını tek bir hamlede yutuyor. Mermer saraylar, ticaret hanları ve binlerce yıllık kütüphanelerin gölgesindeki evler, o köpüklü kütlenin altında birer oyuncak gibi eziliyor. Sular, tonlarca ağırlıktaki ticaret gemilerini söküp alarak şehrin içindeki çatıların üzerine, evlerin tepelerine kadar fırlatıyor.
Su çekilmeye başladığında, Çamurun, parçalanmış ahşapların ve yıkıntıların arasından yükselen tek şey; balçık, çürüme ve ağır bir tuz kokusudur.
Mısır kıyı haritası belki de sonsuza dek değişmektedir. İskenderiye kent merkezinde sulara gömülen 5.000 ruhun sessizliği, çevredeki Nil Deltası ve kıyı yerleşimlerinde hayatını kaybeden 45.000 insanın acısıyla birleşiyor.
Tarihin sayfalarına “Korku Günleri” olarak kazınacak bu an; taşların, sahil şeridinin ve Mısır coğrafyasının yüzünü bir daha asla eskisi gibi olmayacak şekilde dönüştürüyor.
